Ana Sayfa Gündem 12 Ekim 2015 3270 Görüntüleme

Kürtaj vakaları 2 kat arttı

Edinilen bilgiye göre, olay, Niğde merkez Setevleri – Kayardı yolunda meydana geldi. İddiaya göre, yol kenarında duran 51 DR 722 plakalı otomobilin içerisinde bir şahsın hareketsiz olduğunu gören vatandaşlar durumu polise bildirdi. Polislerin olay yerine gelmesiyle araçta yapılan incelemede aracın içerisinde A. E.’nin pompalı tüfeği çenesine dayayarak intihar ettiğini belirledi. Bor Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde fizyoterapist olarak göre yapan A. E.’nin (30) intihar ettiğini duyan yakınları olay yerinde sinir krizleri geçirdi. Yapılan incelemenin ardından A. E.’nin cansız bedeni Niğde Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

 

35 yaşındaki S.K., tıbbi zorunluluk olmamasına rağmen kürtaj yaptıran binlerce kadından biri. Yaklaşık 9 yıl önce İstanbul Unkapanı’nda merdiven altı diye tabir edilen bir muayenehanede bebeğini aldıran S.K., şimdi çok pişman. 2 çocuk sahibi olan kadın, üçüncü çocuk için hazır olmadığını düşündüğü için kürtaj yaptırdığını söylüyor. S.K., pişmanlığını, “Bunun bir cinayet olduğunu yıllar sonra anladım. Sık sık aklıma geliyor, kız mı erkek mi olacaktı diye düşünüyorum.” sözleriyle anlatıyor.

 

Devlet yetkililerinin kürtajı cinayet olarak nitelendirdiklerini ancak gerekli önlemlerin alınmadığını söyleyen Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Cansun Demir, Türkiye’de aile planlaması hizmetinin uygulanmamasına dikkat çekti. Demir, “İstenmeyen gebelikler için planlama bulunmuyor. Aile planlaması yapılan anne-çocuk sağlığı genel müdürlükleri kaldırıldı. Doğum kontrolü için ilaçlar ve korunma yöntemleri önceleri ücretsiz dağıtılıyordu. Bunlarda ücrete tabi tutuldu.” dedi. Sadece anne ve babanın isteğiyle yapılan kürtajın suç olduğunun altını çizen Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, “Kürtaj yaptıran kadınların çoğunluğu da sağlıklı bebekleri istemedikleri için bunu yaptırıyor. Tıbbi olarak yapılan kürtaj oranı Türkiye’de oldukça düşük kalıyor. 10 haftaya kadar yasaların da izin vermesiyle kürtaj için herhangi bir yaptırım bulunmuyor.” diye konuştu.

 

Demir, bebeğin tıbbi zorunluluk dışında alınmasının cinayet olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan araştırmalara göre dünyada her yıl 210 milyon civarında gebelik meydana geliyor. Bu gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşük veya kürtaj adıyla bebek ölümleriyle sonuçlanıyor.

 

KÜRTAJ ULUSLARARASI ÇOCUK SÖZLEŞMESİNE AYKIRI

“Eğer tıbbi bir zorunluluk yoksa annenin veya babanın isteğine bağlı olarak çocuğun kürtaj yöntemiyle alınması cinayetten başka bir şey değildir.” ifadelerini kullanan Av. Orhan Demir, kürtaj ile Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre doğmamış bebek hakkının da ihlal edildiğini belirtti. Demir, “Kürtaj, sözleşmenin ‘ayrımcılık yapmama’ ilkesine aykırıdır. Çocuk hakları, engellilik gibi sebepler öne sürülerek kısıtlanamaz. Sağlıklı doğacak çocuklara yaşama hakkı vermek ne kadar doğru ise özürlü doğabilecek çocuklara da yaşama hakkı vermek o kadar doğrudur. Özürlü doğabilecek çocuklara yaşama hakkı vermemek, hem eşitlik ilkesini ihlal etmek hem de ayrımcılık yapmak anlamına gelir.” dedi.

 

KÜRTAJ DENETİMLERİ YETERLİ DÜZEYDE DEĞİL

Türkiye’de kürtaj konusunun bir doğum kontrol yöntemi gibi algılandığını vurgulayan Orhan Demir, çocuk sahibi olmak istemeyenlerin doğum kontrol yöntemlerini kullanabileceğini ancak insanlarda ‘istemediğimizde kürtaj yapabiliriz’ diye bir algı olduğunu söyledi. Anne ve babanın bilinçsizlik çerçevesinde kürtajı yapsa dahi burada hekimin devreye girmesi gerektiğini savunan Demir, “Bütün vücut fonksiyonları tamamlanmış insanlaşma süreci başlamış bir birey için kürtaj yapmayacağını ifade etmesi lazım. Doktorların da tıbbi zorunluluk dışında kürtaj yapması cinayet sayılır. Hekime, anne ve babaya caydırıcı cezaların verildiğini söylemek mümkün değil. Yasak olduğu söylense de merdiven altı diye tabir edilen yerlerde rahat bir şekilde bu işlem yapılıyor. Bunlar tespit edilmiyor, çünkü denetimler yeterli düzeyde değil. Kürtaj işlemini yapanlar da yüksek paralar aldığı için önü kesilemiyor. Kasıtlı adam öldürmeden ciddi cezalar verilirse önüne geçilebilir.” ifadelerini kullandı.

 

AİLE PLANLAMASI TEŞVİK EDİLEREK KÜRTAJLAR ÖNLENEBİLİR

Kürtajları önlenmek istendiği takdirde aile planlamasının yapıldığı ‘Anne Çocuk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ gibi kurumların kaldırılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Cansun  Demir, bu gibi kurumların önlem için artırılması gerektiğini söyledi.

 

Prof. Demir, “Kürtaj karşılanamamış aile planlaması hizmetlerinin sonucudur. İstenmeyen gebelikler için önceden yapılan bir planlama bulunmuyor. Kadınlar hamile kalmak istemediğinde bununla ilgili tüm işlemler ücretli. Ancak tıbbi bir zorunluluk çıkartılırsa bunu devlet ödüyor. Onun dışında kürtajı engellemeye yönelik Sağlık Bakanlığı herhangi bir ücret ödemiyor. Kürtaj tedbirlerle değil yasalarla yasaklanıp ve aile planlaması yapılmadığı için insanlar kaçak yollara başvuruyor. Böylece merdiven altı diye tabir edilen ve hekimler tarafından yapılmayan kürtajlar artıyor. Bu da anne ölüm oranlarını artırıyor.” şeklinde konuştu.

 

Yıllar ve kürtaj sayısı

2004    32.266

2005    30.502

2006    33.562

2007    35.115

2008    56.529

2009    60.615

2010    57.883

2011    69.440

2012   78.961

2013   70.321

2014   74.523

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com