Ana Sayfa Haberler 26 Şubat 2013 post_views_couva Görüntüleme

Bakan Müezzinoğlu'dan tam gün açıklaması

Hekimevi’nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Müezzinoğlu, gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

Sağlığın Türkiye’nin önemli dinamiklerinden biri olduğunu belirten Müezzinoğlu, dünyada sağlık hizmetlerinin sürekli takip edilen bir alan olduğunu söyledi.

Sağlıktaki teknolojik ve bilimsel gelişmelerin dinamik bir yapıyı gerektirdiğini ifade eden Müezzinoğlu, “Bu anlamda AK Parti hükümetleri döneminde ülke olarak sağlık alanında çok önemli mesafeler aldık. Hekimlik hayatım boyunca bu ülke insanı için hayal edip de inanamadığım birçok hizmeti geçtiğimiz 10 yıl içinde bu ülke insanına sunabilmeyi başardık” dedi. Bu başarıda en büyük payın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğunu ve bundan ötürü kendisine teşekkürlerini belirterek, ayrıca tüm süreçleri dinamik şekilde sürdüren eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a da teşekkürlerini sundu. İlerleyen süreçte Başkan Erdoğan’ın ve hükümetin destekleriyle dinamik yapının her geçen gün daha iyi noktaya taşımaya çalışacaklarını ifade eden Müezzinoğlu, Tam gün, Kamu-özel işbirliği ve süt bankacılığı gibi çeşitli konulara ilişkin çalışmaları yürüttüklerini anlattı.

Müezzinoğlu, bunların önümüzdeki süreçte bir kısmının çözümleneceğini dile getirerek, “Biz ortalama 6 ayda bir en geç yılda iki defa bu süreci geniş olarak masaya yatırıp, paydaşlarımızla paylaşacağız. Tüm bunları belli periyotlarla ve ilkesel duruşlarla yapmaya çalışacağız” dedi.

-“Önümüzdeki hafta sonuna kadar tamamlamaya çalışacağız”-

Sağlığın daha iyi bir noktaya gelebilmesi için tüm paydaşlarla birlikte hareket etmenin önemli olduğunu olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, bu paydaşlardan en önemlilerinden birinin üniversiteler olduğunu vurguladı. Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Bu yolculuğu, sağlık alanındaki tüm paydaşlarımızla, Türkiye’deki sağlığın geleceğinin ortak dinamiklerini güçlü hale getirebilirsek daha iyi noktaya taşıyabiliriz. Üniversitelerimizin diğer paydaşlarımıza göre 2 özelliği var. Bir taraftan sağlık hizmeti verirlerken, diğer taraftan da hekim yetiştiriyorlar. Bir taraftan sağlık hizmetlerini dinamik bir şekilde vermelerini arzu ederken diğer taraftan tıp eğitiminin dinamiklerini de çok daha iyi hale getirmemiz lazım. Türkiye’nin sağlık alanında bölgede marka olmalıdır. Bunun olabilmesinin ana kaynağı da tıp öğrencileri, hekimler ve tıp alanında üniversitelerimizin standartının daha iyi noktaya gelebilmesiyle olacaktır.

Bugün dünya çapında bakıldığında Türkiye, kalitesi ve standardı anlamında açıkçası mutlu olduğumuz ve onur duyduğumuz bir noktadadır. Üniversitelerimize eğitimi öncelleyen, sağlık hizmetlerini daha iyi yapabilen bir dinamizmi kazandırmamız lazım. Bunu da onları dinleyerek, sıkıntıları varsa azami çözüm gayreti göstererek bu yolculuğu yapmak istiyoruz. Bu anlamda dün sabah itibarıyla İstanbul’da bazı hocalarımızla görüştük, bugün öğleden sonra yine bazı hocalarımızla ve rektörlerimizle görüşeceğiz, önümüzdeki hafta sonuna kadar tüm bunları tamamlamaya çalışacağız. Bunun dışında Türk Tabipleri Birliği ile yarın görüşeceğiz, özel sektörle Pazar günü görüştük, yine görüşeceğiz. Tüm paydaşlarımız, bu ülkenin sağlık alanında dinamikleri olan paydaşlarımız. Bunların hepsini birlikte aynı hedefe aynı hizmet anlayışına ve aynı hizmet kalitesinin standardını yükseltme bakışına taşıma gayretindeyiz. Bunun yüzde 100’ü olur mu- Bunun yüzde 100 olmasını zaten beklemiyoruz. Ama ideale yakın bir ortaklığı arzu ediyoruz.”

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kamu-özel sektör ortaklığıyla yapılacak hastanelerdeki ihale süreci ile ilgili, “Hukuk devletiyiz, şeffaflık var. Bu şeffaflıkta yapılan ihalelerde varsa yanlış yapan, onu da hukuka teslim edeceğiz. Ama birilerine peşkeş, kime peşkeş- O zaman girmek isteyen herkese peşkeş çekiyoruz. Ama bu kadar peşkeş varsa buyursun dünyadan da Türkiye’den de girsinler” dedi.

Hekimevi’nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Müezzinoğlu, kamu-özel sökter işbirliğine ilişkin değerlendirmede bulundu. “Mevcut hastane stoklarının, bina stoklarının ömrü ile ilgili, gerekse binaların hasta-sağlık hizmeti sunumundaki standardıyla gerekse teknolojik donanımlarıyla ilgili sıkıntılarımız var” diyen Müezzinoğlu, “Zaten kamu-özel işbirliğini arzu ediyor olmamızın, bu kadar zorlayarak bu yasanın peşinde koşuyor olmamızın bir nedeni süreci olabildiğince kısaltabilmek” diye konuştu.

Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

“Bunu önümüzdeki 20-30’lı yıllara yaymadan yapmak istiyoruz. Bir taraftan kamu yatırımları devam ederken bir taraftan da kamu özelin finansman desteğini sağlayarak, ihtiyacımız olan standardı yüksek, teknolojik yapısı altyapısı gerekli bina olarak, gerekse tıbbi anlamda teknolojik donanımı yüksek bir hizmet alanları ülkemizin bölgesel merkezlerine hızla kazandırabilmek istiyoruz.

Bu anlamda Bakanlığımız 29 sağlık bölgesi belirlemiştir. Bu bölgelerde çok hızlı bir şekilde sağlık hizmetlerini sunum alanlarımızı iyi noktaya taşıyabilirsek, inanıyorum ki 5 yıl sonra Türkiye milletçe çok daha iyi noktada olacaktır.”

“Kamu-özel ortaklığı konusunda yasa geçti. Yargıya takılan 4 ihale var. Oradaki rakamlara dayanarak TTB rakamlar ortaya koydu. Komisyonda da bu rakamların ‘yanlış’ olduğunu söylediniz ama doğrularını da sizden duyamadık. Sağlık Bakanlığı’nın bir yılda kiralara ilişkin nasıl ödeme yapacağını, bununla ilişkin bir hesaplama var mı- Ayrıca personele ödenecek döner sermaye nasıl olacak-” şeklindeki sorular üzerine Müezzinoğlu, şunları kaydetti:

“Öncelikle hadiseye ilişkin bakış açımızı doğru bir zemine koymamız lazım. Şu anda bizim 120 binin üstünde yatağımız var. Bu yatağımızın üçte birini gerek bina teknolojisi, gerek hasta odalarındaki yatak sayısı anlamında gerekse fiziki ve sosyal ihtiyaçlar anlamında arzu ettiğimiz noktaya getirdik. Diğer üçte ikiyi bu şekilde devam ettiğimizde on yıllık dönemde bir üçte biri, diğer 10 yıllık dönemde kalan üçte biri daha yapacağız. Biz ya toplumu sağlık hizmetleri anlamında riskleri vatandaşa ya sağlık hizmetlerindeki standartlardan fedakarlık yaparak götüreceğiz ya da farklı çözümler üreteceğiz. Farklı çözüm olarak da

‘finansmana ihtiyacımız var’ diyoruz. Finansman bulmaktaki yol nedir- Karayolları, tüneller, boğaz köprüleri yapılıyor. Yap-işlet-devret. Bu da bunun bir farklı formülü. Burada, ulusal olarak en yüksek tirajlı iki gazeteye ihale ilanı ile yapıyoruz. Uluslararası ihale ilanları yapıyoruz. Dünyanın her tarafından ya da ülkemizdeki her girişimcinin girebileceği kademeli, şeffaf, açık indirimleri olan bir ihale sürecini yapıyoruz. Bu süreçlerde itirazı olan milletvekili arkadaşlarımızın itirazları oldu. Biri dedi ki ‘yatırımcı 2 yılda yatırdığı parayı geri alıyor’, biri dedi ki’ 5 yılda geri alıyor’. Arkadaşlar, bugün böyle bir ballı börek varsa, buna girecek binlerce yatırımcı var. Dolayısıyla bugün İngiltere’de en çok yapılan yer ortalama geri dönüşü 12 ila 14 yıl. Bizdeki yapılan hesaplar da 12 ile 16 yıl arası. Dayalı döşeli yenilenebilir tıbbi teknolojileri miladı geldiğinde bazıları 5 yıl bazıları 7 yıl, bina inşaatının sorunlarını çözecek bir yöntemi metrekaresi 12 lira olarak ortalama kiraladığımız bir sistemi 10 liraya daha ucuz ‘ben buradan para kazanırım’ diyen varsa buyursun girsin. Bu ihalelere ‘şu 5 firma girer, diğerleri giremez’ diye kural yok ki. Şu anda 20 civarında konsorsiyum bugüne kadar yapılan ihalelere girmiş. Belki bu kanundan sonra bu konsorsiyumlar 20-30’u bulacak. Bizim kendi imkanlarımızla yaptığımızdan yer yer daha ucuza gelindiğini görüyoruz.

Hukuk devletiyiz, şeffaflık var. Bu şeffaflıkta yapılan ihalelerde varsa yanlış yapan, onu da hukuka teslim edeceğiz. Ama birilerine peşkeş, kime peşkeş- O zaman girmek isteyen herkese peşkeş çekiyoruz. Ama bu kadar peşkeş varsa buyursun dünyadan da Türkiye’den de girsinler.”

Kira ödemelerinin nasıl ödeneceğine ilişkin soru üzerine de Müezzinoğlu,

“Şu anda döner sermayeden hastaneler için ayrılan para yine ayrılacak. İkinci olarak Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi. Şayet buralarda ödemede sıkıntı olacaksa neticede biz devletiz. Devletin o anlamda da güvencesi var” dedi.

-“10 bin pratisyen hekime ihtiyacımız var”-

Müezzinoğlu, Türkiye’deki en önemli sağlık sorunlarından birinin hekim açığı olduğunu ifade ederek, “Gerek Bakanlık, hükümet ve gerekse kamuoyu olarak önümüzdeki 20’lı yıllarda en çok sıkıntı çekeceğimiz, en çok problemi yaşayacağımız alandır. Bu en çok da çözümsüz olduğumuz alan” dedi.

Bugün itibarıyla 20 bin uzman hekime ihtiyaç bulunduğununun altını çizen Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

“10 bin pratisyen hekime ihtiyacımız var, en az 50 bin hemşireye, ebeye ihtiyacımız var. Bütün bunları yarın bulabilme şansımız yok. Hekim de bu açığı 15 yıldan önce kapatabilme şansımız yok ama bir 15 yıl sonra da muhtemelen bir o kadar daha hekime yine ihtiyacımız olacak. Çünkü bir taraftan nüfusumuz artıyor, bir taraftan tıp ilerliyor. Vatandaşlarımızın da sağlık hizmetlerinden almak istediği standardın yükselme talebini de karşılamamız lazım. Ülke sorunlarımızın başında hekim açığı geliyor. Bu hekim açığını da kapatabilmemiz ‘özel sektörün finansman desteğini alıyoruz, burada kararlıyız’ demek kadar kolay değil.

Dünyadan hekim bilmek de çok kolay değil. Dünyadan bulduğumuz hekimin bu ülke insanına standartları yüksek bir sağlık hizmeti verebiliyor olabilmesi çok mümkün değil. Burada dönüp de yapmamazı gereken tek şey kalıyor. Bu da elimizdeki hekimin verimliliğini artırmak, mevcut 125 bin yarınlarda olacak 150 bin hekimimizden azami düzeyde bu topluma hizmet sağlayabilecek noktaya taşıyabilmektir. Tüm paydaşlarımızın atıl kapasitelerini aktif hale getirebilmektir.”

Müezzinoğlu, medyada yer alan “hekimler daha çok çalışacak” haberleri için de “Hayır, biz hekimlerimizin bilgi birikiminden daha çok toplum adına istifade etmek istiyoruz. Bunu onlarla birlikte paylaşarak başaracağımıza inanıyorum” diye konuştu.

“Taşeronlaşıyoruz” ifadeleri için de Müezzinoğlu, “Getirin bana 20 bin uzman doktoru yarın kadroya alacağım, getirin 30 bin hemşireyi yarın kadroya alacağım” dedi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Gemi Hastane Projesi’nin ayrıntılarını önümüzdeki aylarda netleştirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Bu, inşallah bölgeyi, yalnız deprem zamanı için değil, acil durumlarda hemen sahillerimize gelebilecek ama normal zamanda da sağlık hizmeti yapan, sağlık turizmine katkı sağlayan dünyanın farklı bölgelerindeki acil durumlarda sağlık hizmeti için destek vereceğimiz bir proje” dedi.

Hekimevi’nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Müezzinoğlu, sağlıkta şiddetle ilgili soru üzerine Bakanlığın hiçbir zaman “Ne olursa olsun hasta haklıdır” görüşünü benimsemediğini vurguladı.

Sağlıkta hasta memnuniyetinin yüzde 80’lere ulaşmasında sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının büyük payı olduğuna dikkati çeken Müezzinoğlu, “Haklı olan haklıdır. Uygulamada yanlışlık varsa haklı olanın haklılığının yanında olmak lazım” diye konuştu.

Kamuoyunun bilinçlendirilmesinin önemine işaret eden Müezzinoğlu, sağlık hizmeti sunanın motivasyonunu bu hizmetin kaliteli şekilde alınmasında etkili olduğunu dile getirdi. Müezzinoğlu, kamuoyuna “Hekimlerinize, hemşirelerinize ve sağlık hizmeti sunucularınıza ne olur evladınıza sahip çıktığınız kadar sahip çıkın. Çünkü zor gününüzde size evladınız sahip çıkar, zor gününüzde acılı gününüzde sorunlarınızı hekimleriniz, hemşireleriniz çözebilir” diye seslendi.

Hekim ile hasta arasına kanunların, güvenliğin, emniyetin girmesini arzu etmediğini belirten Müezzinoğlu, ancak süreç gerektirdiğinde bunu da yapmak zorunda kalabileceklerini söyledi.

Öldürülen doktor Ersin Arslan’ı hatırlatan Müezzinoğlu, bu talihsiz olay yaşanmasaydı Arslan’ın binlerce hastayı sağlığına kavuşturacağına işaret etti.

Medyanın da sağlık haberlerine karşı duyarlı olmasını isteyen Müezzinoğlu,

“Doğumda bebeğin başını koparttı” gibi haberlerin, binlerce doğum yaptıran bir doktoru cani, katil durumuna düşürdüğünü ifade etti.

-Gemi Hastane Projesi-

Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili ve deprem riski yüksek bir ülke olduğunu belirten Müezzinoğlu, bu kapsamda Gemi Hastaneleri Projesi ile ilgili çalışmayı önümüzdeki aylarda netleştirerek, ülkenin ve milletin hizmetine sunmayı amaçladıklarını bildirdi.

Müezzinoğlu, “Bu, inşallah bu bölgeyi, yalnız deprem zamanı için değil, acil durumlarda hemen sahillerimize gelebilecek ama normal zamanda da sağlık hizmeti yapan, sağlık turizmine katkı sağlayan dünyanın farklı bölgelerindeki acil durumlarda sağlık hizmeti için destek vereceğimiz bir proje” dedi.

-“Sigarayı bırakmama kızımın tavrı vesile oldu”-

Sigaraya karşı olduğunu da vurgulayan Müezzinoğlu, sağlığa zararlı olan, toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığına katkısı olmayan her şey için kampanya düzenlemek, toplumsal bilinç yaratmak için milletçe duyarlı olunması gerektiğini ifade etti.

Sigaranın başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın ana nedeni olduğuna dikkati çeken Müezzinoğlu, sigarayla mücadelede, alışkanlığa dönüşmeden gençlerin bilinçlendirilmesinin önemini vurguladı. Müezzinoğlu, “Ben içiyorum ama bugün bıraktım’ diyen 3 ay sonra gelsin, ona bir takım kıyafet alayım” dedi.

Müezzinoğlu, bu şekilde kıyafet aldığı ilk kişinin İçişleri Bakanı Muammer Güler olduğunu, yaklaşık 110 kişiye bu sebeple takım elbise hediye ettiğini söyledi.

Kendisinin de 25 yıla yakın günde bir sigara içtiğini anlatan Müezzinoğlu,

“Bazen 2-3 ay hiç içmedim. Karnım tok, keyfim yerinde ve muhabbet olacak, yanında bir de kahve olacak. O zaman bir otlakçılık yapıyordum. Günde 1’i hiç geçmedim” diye konuştu.

Sigarayı bırakmasına kızının vesile olduğunu anlatan Müezzinoğlu, “Yaklaşık 7 yıl önce kızlarım yurt dışında eğitim görüyordu, bayramda onları ziyarete gitmiştim. İlk torunum olmuştu. Keyfim yerindeydi, son derece mutlu olduğum bir andı, kahve de geldi. Küçük kızıma ‘Bir sigara bulur musun’ dedim. ‘Baba, burada sigara içilmiyor’ dedi. Öyle bir sert tavırdı ki o gün bıraktım. Kızımın, o tavrı sigarayı bırakmama vesile oldu” dedi.

Alkol kullanımına da değinen Müezzinoğlu, “Biz istiyoruz ki bu ülkenin sokaklarında, kahvehanelerinde veya meyhanelerinde huzur olsun. Huzurun olmadığı ortamda sağlıklı bir hayat olmaz, fırtınalı inişler çıkışlar olur. Biz insanımızın ruhen ve fiziken sağlıklı olmasını istiyoruz. O nedenle alkol konusunda da mutlaka toplumsal duyarlılığımızı gelişigüzellikten, özgüven aracı olmaktan çıkartmalıyız. Bakanlık olarak da diğer bakanlıklarla geniş kampanyalara dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “tam gün” uygulamasından vazgeçmeyi ya da geri adım atmayı düşünmediklerini belirterek,

“Şu anda benim durduğum nokta tam günü üniversitelerde de eğitim hastanelerinde de uygulayabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz tıkanıklıklar varsa bunları aşmak üzerine” dedi.

Hekimevi’nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Müezzinoğlu, gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

Tam Gün Yasası ile ilgili çalışmalar konusunda bilgi veren Müezzinoğlu, üniversitelerle yaptığı görüşmelerde önerilerde bulunulduğunu, raporlar sunulduğunu, kendisinin de bunlardan istifade ettiğini dile getirdi.

Sürecin tamamlanması için 1 hafta 10 güne daha ihtiyaç olduğunu dile getiren Müezzinoğlu, bu görüşmelerden duyulan memnuniyetin de kendisine iletildiğini belirtti.

Bir soru üzerine Müezzinoğlu, ne gerektirdiğini göreceklerini, yasa ya da yönetmelik değişikliğine gidilebileceğini, bunların yapılıp yapılmayacağının hükümet olarak ele alınacağını söyledi.

Bakanlık olarak bunların yapısal hedefleri bozup bozmayacağına da bakacaklarını bildiren Müezzinoğlu, “Şu anda ben teknik olarak size bilgi verme noktasında değilim” dedi.

-“Temel sorun üniversitelerde”-

“Tam gün ile ilgili Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışanlar için düzenleme yapılıp yapılmayacağı” sorusu üzerine Müezzinoğlu, tam günü masaya yatırılırken en temel sorunun üniversitelerde olduğunun görüldüğünü, ancak konunun bütününe bakacaklarını söyledi.

Tam gün dinamiklerinin daha verimli, uygulanabilir ve geliştirilebilir olmasını arzu ettiklerini ifade eden Müezzinoğlu, şunları belirtti:

“Yoksa tam günden vazgeçmeyi ya da geri adım atmayı düşünüyoruz diye bir bakışımız da yok. Ama talepleri değerlendirdikten sonra bu noktada bir açık kapı olur mu- Şu anda benim durduğum nokta tam günü üniversitelerde de eğitim hastanelerinde de uygulayabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz tıkanıklıklar varsa bunları aşmak üzerine. Yoksa ‘tam günü kaldıralım, farklı bir şey düşünelim’ diyen yok. Ama tam günün bütününde yer yer bazı değişiklikler gerekiyorsa da bu yalnız belki üniversite hocaları için gerekecektir belki bir bölümü için gerekecektir, bunu şu anda söylemem çok doğru değil ama biz tam gün uygulanabilir, geliştirilebilir olsun istiyoruz” şeklinde konuştu.

Bu konuda önceki Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile de görüşme yaptığını kaydeden Müezzinoğlu, bir başka soru üzerine, ilkesel olarak üniversite hocasının buradaki azami çalışmayı yapması ve azami verimliliği sunması üzerinde durduklarını belirtti.

Öğretim üyesi ile üniversitenin birbirlerine karşı sorumlulukları ve borçları olduğunu dile getiren Müezzinoğlu, üniversite hocasının borcunu bu çatı altında ödemesi, meziyetlerinden de ülkenin ve üniversitenin istifade etmesi gerektiğini kaydetti.

Müezzinoğlu, “Marka olacaklarsa birlikte marka olsunlar. Bunun için de kendilerine farklı hoca statüleri verilmesi veya farklı zaman dilimlerinde çalışmak istiyorlarsa bunların da yolunu açabilir miyiz, bunların üzerinde çalışıyoruz” dedi.

-Yabancı doktorların denkliği-

“YÖK’ün ‘yabancı doktorların denkliği için sadece TUS aranacağı’ kararı aldığı”nın ifade edilmesi üzerine Müezzinoğlu, hekim açığının bedelini milletin yaşadığını, azami çözümlerin bulunmasında çok dinamik olunması gerektiğini söyledi.

Müezzinoğlu, “Bu anlamda bazı riskler almamız gerekiyorsa bu riskleri de almamız lazım. Sürece bu şekilde bakarak önümüzdeki dönemde gerekirse farklı çalışmaları da yapabiliriz ama şu anda henüz daha bu süreçte ona gelmedik” dedi

Yorumlar

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com